Dayan kardeşim Deniz

0

Bu toplumun iki yakasının bir araya gelmesi için iki liderin cesur kararlar alması gerekir.

Biri, AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan.

Öteki, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal.

Her ikisinin de mahalle baskısına direnmesi gerekir.

Her ikisi de kendi “cemaatlerinden” gelen tepkilere kulaklarını tıkamalıdır.

Her ikisi de güçlü liderler olduğunu kanıtlayıp, siyaseti normal mecraına çekmek için kararlılıklarını göstermelidir.

* * *

Dün Hürriyet’e baktım.

Başyazarımız Oktay Ekşi, Baykal’ın yeni açılımına karşı.

Üçüncü sayfaya geçiyorum.

Bekir Coşkun da karşı.

Orta sayfaya geçiyorum, Mehmet Y. Yılmaz karşı.

İki sayfa ileride Tufan Türenç karşı.

Buna karşılık ben, Ahmet Hakan, Cüneyt Ülsever destekliyoruz.

Enis Berberoğlu’nun desteklediğini biliyorum.

Yani sadece CHP içinde değil, Hürriyet içinde de güçlü bir muhalefet var.

Ben kendi tavrımı bir kere daha açıklıyorum.

Baykal’ın bu açılımını bütün kalbimle destekliyorum ve ona sesleniyorum:

“Sakın yılmayın, geri adım atmayın.”

Evet, Baykal geri adım atmamalı.

Partisinin programında bir değişiklik yok.

Başörtülüler devlet dairelerine, Meclis’e girsin diye bir taahhütte bulunmuyor.

Söylediği, “Partimin kapıları, başörtülü insanlara da açıktır” demekten ibaret.

Ne var bunda böylesine korkacak, tepki gösterecek…

Atatürk’ün partisi mürteci mi oluyor?

Laiklik ilkesinden taviz mi veriyor?

Yok böyle bir şey.

Bunu savunanlar, “CHP küçük olsun ama bizim olsun” diyenlerden farklı bir şeyi savunmuyorlar.

Böyle düşünenler, CHP’nin dar “cemaatçilik” siyasetini mi savunuyorlar?

* * *

Bir çift sözüm de AKP’ye var.

Bakın CHP böylesine sarsıcı bir açılım yapıyor ve parti içinde müthiş bir tartışma yaşanıyor.

Herkes rahatlıkla fikrini söylüyor, tavrını açıklıyor.

AKP içinde böyle bir tartışma mümkün mü?

Başbakan, yıllardır savunduğu “Kürt açılımından” bir ayda vazgeçti.

AKP içinden buna karşı sesini yükselten birini gördünüz mü?

Oysa içeride barışı savunmak için, bütün partilerin dar cemaatçilikten kurtulması lazım.

Kapılarını yaratıcı bir tartışmaya sonuna kadar açmaları gerekir.

AKP ise bunun yerine tam aksi istikamete gidiyor.

Liderlik kadrosunun despotluğu, baskıcılığı giderek artıyor.

Bense şu fikri savunuyorum:

Türkiye’nin iç barışını sağlaması ve siyasetini hizmet ve refah mecraına sokması için 4 parti de kendine kimlik veren özelliklerini tartışmaya açmalıdır.

AKP “dinciliğini”…

MHP “milliyetçiliğini”…

DTP “Kürtçülüğünü”…

CHP de “halkçılığını”…

* * *

İşte onun için her 4 hareketin liderine de seslenmek istiyorum.

Lütfen artık içinizdeki “azgın azınlığa”, “cemaatlere” ve mahalle baskısına meydan okuyunuz.

Mahalle baskısını elinin tersiyle iten, kendi cemaatinin putlarını kırabilen, tabularını yıkan cesur liderlere ihtiyacımız var.

Acilen var…

Aynı duygularımı Cumhurbaşkanı’na da iletiyorum.

Keşke kulağınızdan rahatsız olmasaydınız da bayramda Diyarbakır’a gitseydiniz.

Sizi çiçeklerle karşılayacağını söyleyen belediye başkanına birkaç söz söyleseydiniz, halkla bayramlaşsaydınız

Çünkü put kıracak, tabu yıkacak cesur bir Cumhurbaşkanı’na da ihtiyacımız var.

Ertuğrul Özkök / Hürriyet / 6 Aralık 2008

Share.

About Author

Her zaman doğru, daima net. Takip edin twitter veya instagram

Leave A Reply