Bu aksilikler var diye gezmeyecek miyiz?

0

Bizim arabamız yok. İstemiyoruz da. Haftanın bir günü ancak kullanabileceğimiz ber şeye o kadar para yatırmayı mantıklı bulmuyoruz şimdilik. Ayrıca artık bitmeyen bir trafik ve park sorunu da var. Tam da bu nedenlerle ‘toplu taşıma çandır’. Ama tabi oda varsa.

Biz Su’yla en çok metroyu kullanıyoruz. En sık Beyoğlu’na gidiyoruz. Hem babamızın dükkanı orada; hem de seviyoruz orada olmayı. Atlıyoruz çocuk arabamızla Hacıosman’dan, çıkıyoruz Taksim’den. Buraya kadar her şey iyi gibi değil mi? Ama değil. Mesela, Şişhane’den çıkmak bizim için daha uygun ama oradan çıkamıyoruz. Neden? Çünkü asansör İstiklal çıkışında yok. Çıktığı yerde ise her yer arnavut kaldırımı. Bebek arabasıyla ilerlemek o kadar zor ki. Bir kere denedik. Vazgeçtik.

Peki diğer istasyonlarda durum ne? Mecidiyeköy mesela? Aynı. Alışveriş merkezinin önündekine bağlantı var sadece. Levent? Yolun sadece bir tarafında var. Ya karşıya geçmeyi göze alacaksınız yada yürüyen merdivenlerden sakince ineceksiniz. Güvenliğe sorduğunuzda da alacağınız cevap bu. ‘Dikkatlice yürüyen merdivenlerden inebilirsiniz.’ ‘Peki canım’

Otobüs deseniz, her yerde merdivensiz otobüs yok. Durağa geldiğinizde dua etmeye başlıyorsunuz, ‘inşallah yeşil gelir.’ Diyelim ki geldi. Siz orta kapıdan bineceksiniz. Göne gidip gelmeniz gerek. Tabiki o kadar süre otobüs beklemeyecek. Çok acelesi olduğundan ve bebek güvenliği önemli olmadığından. Arabayı kilitleyecek ve bir ışıkta durması için dua etmeye başlayacaksınız ki hemen gidip gelesiniz o arada ve araba savrulmasın.

Metrobüs iyice sıkıntı sanıyorum. Henüz cesaret edemedik. Tramvay metro eşdeğer. Kullanması en kolaylardan. İstasyonlara da girmek çıkmak kolay.

Peki taksi diyeceksiniz? Taksi aslında zorlardan. Bir kere genelde trafik var. Sonra… Arabayı katlayıp bagaja koymanız gerek. İnsaflı taksici değilse, siz hem bebeği kucağınızda tutup, hep katlayıp hemde bagaja koymanız gerek. Bize kötü insanlar olduğuna öyle inandırdılar ki, bunları yapmak için aslında taksiye bebeği oturtabiliriz. Ama yapamıyoruz. O hep bizimle olmak zorunda.

Vapur ise başka bir hal. İskeleler rahat. Fakat vapura binerken o aktarma tahtası zaten oynuyor. Tamamen stres meselesi. Birde girdiğiniz katta oturacaksınız. Şöyle bebeğimle çıkıp üstta püfür püfür giderim diyemiyorsunuz.

Araçlar böyle. Peki yollar, kaldırımlar… O tamamen kabus. Bir kaç yer hariç kaldırım yok. Varsa delik deşik. Oda değilse mutlaka bir araba park etmiştir. Hepsinde yola inmek durumundasınız. Siz tedirgin, bebek tedirgin varacağınız yer 5 dakikalık mesafe iken, tüm bu uğraşlar sonucu ancak yarım saatte varırsınız. Yine de ‘oh geldik’ dersiniz.

Peki biz bunlardan kurtulmak hızlanmak için ne yapıyoruz. Babywearng. Hem hızlandırıyor, hem sinir sisteminizi zedelemiyor, tedirginlikleri ortadan kaldırıyor. Öyle göz göze, burun buruna mis gibi (yağmur çamur bu durumda anneye de işlemiyor üstelik).

Arabanın da, kangurunun da kendi içinde artıları eksileri var anne-bebek için. Arabamızla gitmiş olsak bile yanımızda taşıyoruz. Olur da aksilikler olur, bağlar devam ederiz diye. Bu şehir şartlarında size tavsiyemdir. Elinizin altında bulunsun. Varlığından rahatlarsınız.

Haydi.. Bu aksilikler var diye gezmeyecek miyiz? Mümkün değil. Atın arabaya cücüğü, yada giyin hemen. Ohh bahara ne kaldı ki zaten…Cücükler dışarııııı…

Arın Saatçi / Jurnal.Net / 10 Şubat 2016

YAZARIN DİĞER YAZILARI…

Share.

About Author

Her zaman doğru, daima net. Takip edin twitter veya instagram

Leave A Reply